Dünya'nın Yedi Harikası

İnsanoğlu çağlar boyunca, uzun süre kendinden söz ettirecek, geleceğin hayran kalacağı ve hatta tarih kitaplarında yerini alabilecek eserler vermeye çalışmıştır. Bu nedenle de daha iyisini, daha güzelini yapabilme arzusu insanoğlunun her çağda içinde taşıdığı bir duygudur.

Uzun yıllardır başta tarihçiler olmak üzere bir çok yazar, araştırmacı ve sanatkarlar “Dünyanın en güzel yapıtı hangisidir ?” sorusuna cevap aramıştır. Dünyanın 7 harikası kavramı ise ilk kez M.Ö 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılmış ancak gerçekleştirilememiştir. 300 yıl sonra yani M.Ö 2. yüzyılda Sidon’lu Antipatros “Dünyanın Yedi Harikası Üzerine” adlı eserle yedi harikayı sıralamıştır ve bu liste günümüzde de “Dünyanın Yedi Harikası” olarak kabul edilmektedir. Listede yer alan yapıtlar şunlardır ;

1. Keops Piramidi
2. Babil’in Asma Bahçeleri
3. Artemis Tapınağı
4. Zeus Heykeli
5. Rodos Heykeli
6. İskenderiye Feneri
7. Bodrum (Halikarnas) Mozolesi

Günümüzde bu eserlerden sadece Keops Piramidi ayakta kalmayı başarabilmiştir. Diğerleri yangın, deprem gibi etkiler sonucunda yokolmuş ya da yokolmaya yüz tutmuştur.

1) Keops Piramidi :
Bazı kaynaklarda mısır piramitlerinin tamamı yedi harikanın içerisinde olarak gösterilmektedir ancak sadece Keops piramidi bu listeye dahildir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi günümüze kadar dayanabilen tek eserdir. Mısır’ın başkenti Kahire’deki Giza yaylasında bulunmaktadır. Keops piramidi yedi harika içerisindeki en eski yapıdır. Piramit M.Ö 2560 yılında mısır firavunu Khufu (Keops) tarafından yaptırılmış ve yapımı yaklaşık 22 yıl sürmüştür. Bu piramitte tıpkı diğer piramitler gibi firavunun kabri olarak kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Keops Piramidi 145,75 metre yükseklikte, 229 metre genişlikte, eğimi 51 derece ve geometrik hata oranı %0,1 den azdır. Firavunun odası tabandan 40 metre yükseklikte ve tepeden 100 metre kadar aşağıdadır. Arkeologlara göre piramitin temelini kazmak için 100.000 işçi çalışmış, daha sonra bir bu kadar işçi de piramitin inşasında kullanılan her biri yaklaşık 2 tonluk, 2 milyon 300 bin kadar taşı üst üste dizmek için çalışmıştır. Bu kadar ağır taşların üst üste dizilme sırrı hala çözülememiştir ancak çamurdan yapılmış bir rampa kullanıldığı tahmin edilmektedir. Piramit yapıldığından itibaren 4300 yıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir.

2) Babil’in Asma Bahçeleri :
M.Ö 605’de Babil kralı Nebukadnezar tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Çorak mezopotamya çölünün ortasında yapay  dağlar, çeşitli ağaçlar, bitkiler ve akan suların bulunduğu tahmin edilen çok katlı bir bahçedir. Uzunluğu 80 kilometre, genişliği 25 metre ve yüksekliği 97 metre olduğu belirtilmektedir. Yapılma nedeni olarak farklı iddialar bulunsada en kuvvetlisi Kralın, mezopotamya çölünün bunaltıcı sıcağından bunalan karısı Semiramis’e hediye vermek amacıyla yaptırmış olması. Dönemin yunan coğrafyacısı Strabo bu bahçeleri şöyle tanımlamaktadır : “Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu”
Bu bahçelerin günümüzde kesin izlerine rastlanmamıştır ancak bölgede araştırma yapan arkeologlar babil sarayının kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar bulmuşlardır. Bu kalıntıların asma bahçelere ait olduğu sanılmaktadır.

3) Artemis Tapınağı : 
Lidya kralı Croseus tarafından M.Ö. 550’de tanrıça Artemis adına, yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmış ve dönemin en ünlü heykeltraşlarına yaptırılmıştır. Tamamen mermerden yapılmış olan bu yapı bronz heykellerle süslenmiştir. Tapınak dini müessese olarak kullanıldığı gibi ticaret mekanı olarak da kullanılmıştır. 90 metre yüksekliğindeki ve 45 metre genişliğindeki bu eser, yapımından 200 yıl sonra adını ölümsüzleştirmek isteyen Herosteamus adlı bir kişi tarafından yakılmıştır. Tapınağın yakıldığı gece Büyük İskender doğmuş ve bu eserin kendisinin doğduğu gece yakıldığını öğrenince tapınağın onarılması için yardım teklif etmiş ancak reddedilince, ömrünün yettiği ölçüde tapınağı onarmıştır. Ancak M.S. 262’de çıkan yangın sonucu tapınak, sütunları dışında tamamen yok olmuştur.

4) Zeus Heykeli : 
M.Ö 456’da yapımı bitirilen zeus heykeli, adına olimpiyat oyunları düzenlenen “Tanrıların Kralı Zeus” adına yapılmıştır. O dönemlerde yunanlıların en büyük eğlencesi olan bu oyunlar adını bulunduğu Olimpos (Olympia) şehrinden almaktadır. Yunanlıların olimpiyat adını verdikleri bu oyunların öneminin artması ve yayılmasıyla Tanrıların Kralı Zeus’un adına yakışır bir tapınak yapmak istemişlerdir. Önce Elis’li Lisbon tarafından tapınak yapılmış daha sonra tapınağın batı ucuna Phidias tarafından zeus heykeli yapılmıştır. 7 metre genişliğe ve 12 metre yüksekliğe sahip olan bu heykel özenle hazırlanmış olan tahtına oturur şekilde inşa edilmiştir. Heykelin sağ elinde zafer tanrıçası Nike, sol elindeyse üzerinde kartal olan bir asa bulunmaktadır. Tahtın üzerine, yunan tanrılarının ve sfenks gibi mistik hayvanların oyma figürleri işlenmiştir. Heykelin derisi fildişinden, sakalı, saçları ve elbisesi altından yapıldığı söylenmektedir.
Heykel, M.S.255 yılında Roma imparatoru I. Theodosius’un olimpiyatları durdurmasıyla, yunanlılar tarafından Bizans’a yani İstanbul’a taşınmış ancak M.S.462’de çıkan bir yangın sonucu yok olmuştur.

5) Rodos Heykeli : 
M.Ö. 282’de rodoslular (dorlar) tarafından, güneş tanrısı Helios adına yapılmıştır. 32 metre yüksekliğe sahip olan ve elinde bir meşale tutan bu heykelin yapımı tam olarak 12 yıl sürmüştür. Devasa büyüklükteki bu heykelin bir parmağının bile iki insan boyunda olduğu söylenmektedir. Rodoslular, Makedonya Kralı Demetrios ile yaptıkları savaşı kazandıktan sonra zafer anıtı olarak bu heykeli yapmışlar ve heykelin kendilerini koruduğuna inanmışlardır. Bu sebeple her yıl denize dört atlı bir araba atmışlar ve inanışlarına göre güneş tanrısı Helios’un bu arabayla dünyayı dolaşarak insanları gözetlermiş. Güneş tanrısı adına yapılmasının yanında, rodoslular için birlik ve beraberliğin simgesi olan bu heykel Dünyanın Yedi Harikası listesinde yer almayı başarmıştır. Yalnızca 56 yıl ayakta kalabilen bu devasa heykel, bir deprem sonucunda dizinden kırılarak yıkılmıştır. Rivayete göre 900 yıl harabe halinde kalan heykelin parçaları, 654 yılında arapların rodos’u işgalinin ardından suriyeli bir yahudiye satılmış ve develerle suriyeye taşınmış.

6) İskenderiye Feneri : 
Gemicilerin güvenliğini sağlamak ve yönlendirmek için, M.Ö 290’lı yıllarda Büyük İskender tarafından yaptırılmış fenerdir. 166 metre yüksekliğindeki fener, Mısır’ın İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında beyaz mermerden yaptırılmıştır ve bugüne kadar yapılan en yüksek fenerdir. Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilen bu fenerin en büyük özelliği ise gündüzleri dahi gün ışığını denize yansıtabilmesidir. Gecede cilalı bronz aynaların önünde yakılan ateş yansıyarak 50.km mesafeden görülmektedir. Uzun süre ayakta kalmayı başaran fenerin orta kısmı 10. yüzyılda depremler ve doğal şartlar sonucunda çökmüş, 15. yüzyılda da tamamen yıkılmıştır.

7) Bodrum (Halikarnas) Mozolesi : 
M.Ö 350 yılında Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi tarafından Pythea adlı bir mimara yaptırılan mezardır. Bodrum o zamanki adıyla Halicarnassus civarında yapılmıştır. 45 metre yüksekliğe, 30 metre genişliğe ve 25 metre uzunluğa sahip olan bu mozolenin tepesinde zaferi simgeleyen dört atlı bir savaş arabası ve arabanın üzerinde de Kral Mausollos ve karısının heykelleri yer almaktaydı. Bu mezar 16. yüzyıla kadar korunmuş ancak haçlı seferleri sırasında St. John şövalyeleri bugün hala var olan bodrum kalesini yapmak için mozoleyi yıkarak neredeyse tüm taşlarını kalenin yapımında kullanmışlardır.

Bilgiler bilgiustam.com'dan alınmış olup tarafımızca düzenlenip paylaşılmıştır.

Erken Hamilelik Belirtileri Nelerdir ?

İlk Hamilelik Belirtileri

Adet gecikmesi: Beklenen tarihte adet görülmüyorsa hamile kalma ihtimali söz konusudur. Ayrıca kanamanın normalden daha açık renkli olması da gebeliğe işaret ediyor olabilir.

İştahta değişmeler: Anne adaylarının bazılarında aşırı yemek yeme isteği ya da iştahsızlık hamileliğin ilk belirtileri olarak görülebilir.

Baş ağrısı: Hamileliğin ilk haftalarından itibaren bazı hormonal değişiklikler ve kan basıncında değişiklikler olur. Buna bağlı olarak da baş ağrısı meydana gelebilir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus hamilelikte doktor kontrolü dışında ilaç alınmaması gerektiğidir. Özellikle ülkemiz insanları en ufak bir baş ağrısı dahi olduğunda hemen ilaç kullanırlar. Eğer hamilelik şüpheniz varsa ilaçtan kaçınmalısınız. Böyle durumlarda ilaçsız baş ağrısını gidermek için linke tıklayarak baş ağrısına ne iyi gelir öğrenebilirsiniz.

Sancı: Regl dönemindekine benzer sancılar görülebilir. Fakat bu sancılar bire bir aynı değildir. Bu sancılarla birlikte meydana gelen mide bulantıları iştah kaybını da beraberinde getirebilir. Ayrıca yanma veya kaşıntı olmadığı müddetçe beyaz sütümsü akıntı gelmesi erken hamilelik belirtileri kapsamında normal kabul edilir.

Göğüslerde hassasiyet: Erken hamilelik belirtilerinin en belirgin olanıdır. Göğüsler şişebilir, ağrı oluşabilir ve dokunulamaz derecede hassaslaşabilir.

Yorgunluk: Gebelikte yükselen hormonlar daha çabuk yorulmaya ve halsizliğe sebep olur. Sürekli uyku hali görülebilir. Anne adayları akşamları daha erken uyumak ister ve sabahları kalkmakta zorlanırlar. Uykusuzluk ve yorgunluk hamilelik belirtileri arasında en hızlı gelişen belirtilerdendir.

Mide bulantısı: Mide bulantılar en çok hamileliğin ilk 3 ayında görülür. Bulantıların sebebi değişen hormon dengesidir. Mide bulantılarına baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk eşlik eder. Bu bulantılar daha çok sabahları görülür. Bulantıların şiddeti ve sıklığı her anne adayında farklıdır. Hatta bazı anne adayları hiç bulantı yaşamayabilir.

Duygusal değişiklikler: Yine hormonal değişimlere bağlı olarak hamileliğin ilk haftalarında ruh hali dalgalanmaları görülebilir. Bazı duygular çok yoğun yaşanabilir.

Kabızlık: Hamilelikte progesteron seviyesi yükselerek iç organlardaki besin akışında yavaşlama meydana getirir ve kabızlığa sebep olur. Bu durumun önüne geçmek için bol lifli yiyecekler tüketilmeli, egzersiz yapılmalı ve bol sıvı alınmalıdır.

Sık idrara çıkma: Normalden daha çok idrara çıkma isteği bazı anne adaylarında erken hamilelik belirtileri arasında yer alırken, bazı anne adaylarında sadece hamileliğin son dönemlerinde mesanenin daralmasına bağlı olarak görülür.

Vücut ısısında değişiklik: Vücut ısısının yükselmesi erken hamilelik belirtileri arasında yer alır. Anne adayları zaman zaman ateşlenmiş hissine kapılır.

Koku hassasiyeti: En çok görülen hamilelik belirtilerinden biri de koku hassasiyetidir. Birçok anne adayı özellikle yemek kokularından rahatsız olabilir.Bu durum hamileleri rahatsız eder ve bulantılarını tetikler.

Hamilelik Teşhisi

Yukarıdaki belirtiler görülüyorsa yapılacak en doğru şey eczaneden alınacak hamilelik testiyle gebeliğin kontrol edilmesidir. Bu testlerdeki doğruluk oranı %99’dur. Ancak bu oran adet gecikmesi 10 günden fazla olduğunda söz konusudur. Daha erken yapılan testlerde hata payı %50’dir. Bu nedenle daha doğru sonuç almak için hamilelik testinin adet gecikmesinin 10. gününden sonra yapılmasını tavsiye ediyoruz.

Yapılan testin sonucu ne olursa olsun kesin teşhis için en doğru yol bir doktora başvurulmasıdır. Yapılacak kan testleri ile hamile olup olmadığınızı kesin olarak öğrenebilirsiniz.

Az Bilinen İlginç Bilgiler


Dünyada çıkan savaşların çoğu doğal kaynakları ele geçirme amacı nedeniyle çıkmaktadır.

Bir insan hayatı boyunca ortalama 22 kilogram deri kaybediyor.

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.

Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesı onun özürlü olduğunu düşünmüştür.

Eğer bir insan 8 sene, 7 ay ve 6 gün bağırabilseydi (aralıksız), bu bir kahveyi ısıtabilcek olan enerjiye eş bir enerji oluştururdu.

Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
Atlar bir ay kadar ayakta kalabilirler.
Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır

Mucitler Hakkında İlginç Bilgiler

Bu ismi duymamış olabilirsiniz fakat rihter ölçeğini bilmeyeniniz yoktur. Bu cihazın mucidi Charles Richter bir nüdisttir.
Vazelinin mucidi icadına o kadar tutkunmuş ki, her gün bir kaşık vazelin yiyormuş.
Yakın tarihte tüm dünyada terör estiren Alman lider Adolf Hitler, Ford otomobillerin mucidi Henry Ford’un başarılarına duyduğu hayranlık nedeniyle, masasının arkasında onun portresini bulundururmuş.
İtfaiye vanasını kimin icat ettiği bilinmemektedir. Çünkü bu icadın patenti bir yangında yok olmuş.
Walt Disney, Bill Gates, Mark Zuckerberg, Henry Ford, Thomas Edison ve Steve Jobs… İsimlerini okuduğunuz bu mucitlerin hiç birinin üniversite diploması yoktur.
”Tetranitratoksikarbon” molekülü 2012 yılında bir okul laboratuvarında 10 yaşındaki Clara Lenzen adlı bir öğrencinin yanlış malzeme kullanması sonucu kazara keşfedilmiştir.
İlk kredi kartı, yemek yediği lokantaya cüzdanını unuttuğu için hesap ödeyemeyen bir adamın utancı yüzünden icat edilmiştir.
Telecaster ve stratocaster modellerinin, ya da ilk bas gitarın, mucidi Leo Fender, gitar çalmayı bilmiyordu.
İlk cep telefonu görüşmesi Motorola şirketinin kurucusu Martin Cooper tarafından 1973 yılında gerçekleştirilmiştir.
Doğrusal akımcı Edison, Tesla’yı gözden düşürüp icatlarını baltalamak için elinden geleni ardına koymamıştır. Hatta 1903 yılında o kadar ileri gitmiştir ki; ”alternatif akımın tehlikelerini göstermek amacıyla” bir fili elektrik vererek öldürmüştür.

Kalp Hakkında İlginç Bilgiler




Kalbiniz ömrünüz boyunca 1.5 milyon varil kan pompalar. Bu miktar ise 12 bin benzin tankerini doldurabilir. 

Kalp ritminiz dinlediğiniz müziğe göre değişir.


Kalbiniz gün içinde 100 binden fazla çarpar. 

Kadınlarda kalp krizi genellikle göğüs ağrısı yerine bulantı ve omuz ağrısı şeklinde belirti gösterir. 

Bilimsel araştırmalara göre haftada 3 kere orgazm olmak koroner kalp hastalığı riskini yarıya indirir. 

Kalbiniz gün içerisinde bir tırı 32 km götürebilecek kadar enerji üretir. 


Kalp vücuttan sökülse bile bir süre daha atmaya devam eder. Çünkü kalp kendi elektriksel iletimine sahiptir. 

Yapılan bilimsel araştırmalara göre bir kediye sahip olmak kalp krizi riskinizi azaltır. 

Vücudumuzda 75 trilyon civarı düzenli kan ulaştırılan hücrelerin dışında kalan tek hücre çeşidi, kornea hücreleridir. 

Multivitaminlerin aşırı tüketimi kalp krizine sebebiyet verebilir.

Arabalar Hakkında İlginç Bilgiler




Şu anda dünya üzerinde 1 milyardan fazla araç kullanımdadır.

Yeni arabaların içinde aldığınız koku 30 farklı uçucu organik maddeden kaynaklanmaktadır.
Dünyanın çeşitli yerlerinde her gün ortalama 165.000 araç üretilmektedir. 

Brezilya’da yeni satılan arabaların %92’si yakıt olarak şeker kamışından üretilen etanolü kullanır.
Hitler hapishanedeyken Mercedes’e yazdığı mektuplarla kiralık bir araba için yalvarmıştır. 


Son aylarda 1500 kişiyle yapılan bir ankete göre bir İstanbullu günde ortalama 1 saat 20 dakikasını trafikte geçiriyor. Bu ise haftada yaklaşık 11 saat, yılda ise 24 güne tekabül ediyor. 

Smart marka arabanın içine 19 kız aynı anda girebilir. 

Bir araba ortalama 30.000 parçadan oluşur.

Rolls Royce’un şimdiye kadar üretmiş olduğu tüm arabaların %75’i hala trafiktedir. 

Volkswagen şirketi aynı zamanda Bentley, Bugatti, Lamborghini, Audi, Ducati ve Porsche markalarına sahiptir.

Gözler Hakkında İlginç Bilgiler

Birbirini seven iki insan, birbirlerinin gözlerine bir süre baktıktan sonra kalpleri aynı ritimde atmaya başlar. 

Araştırmalar tetris oynamanın yetişkin insanlarda göz tembelliğine iyi geldiğini göstermiştir.
Devekuşlarının gözleri beyinlerinden büyüktür.

Japon balıkları gözlerini kırpmaz. Çünkü göz kapakları yoktur. 

Uyanık olduğunuz zamanın onda birini gözleriniz kapalı geçirirsiniz. 


Mavi gözlü tüm insanların genleri, 10 bin yıl önce Karadeniz kıyılarında yaşayan bir insana dayanır. 

İnsan gözleri birer kamera olsaydı, 576 megapiksellik bir çözünürlüğe sahip olurdu.
Mavi gözlü insanların alkole toleransı daha yüksektir. 

Bazı kadınlar, genetik bir mutasyon sayesinde milyonlarca daha fazla renk görebilir.
İnsan gözü 10 milyon farklı rengi ayırt edebilir.

Rusya Hakkında İlginç Bilgiler

Bizim Yunanistan’la yaşadığımıza adalar sorununa benzer bir sorun Rusya ile Japonya arasında da mevcuttur. Ancak onlarınki biraz daha büyük. Çünkü Rusya ile Japonya Kuril Adaları anlaşmazlığı nedeniyle 2. Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana bir barış antlaşması imzalamamıştır.

Rusya, son zamanlarda Güneş Sistemi’nden çıkarılan Pluton’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. 

1867 yılında Amerika Birleşik Devletleri Alaska’yı Rusya’dan sadece 7.2 milyon dolara satın almıştır.

İstatistiklere göre Rusya’da bir yılda kişi başına alkol tüketimi tam 18 litredir.
Artık Rusya’da bir çocuğa homoseksüellerin varlığından söz etmek bile yasadışıdır.
Rusya’da tilkiler, bilim adamlarının çalışmaları sayesinde 1959 yılından itibaren tıpkı köpekler gibi evcilleştirilebilmektedir. 

Rusya’daki kadın nüfusu, erkek nüfusundan 9 milyon daha fazladır.

Rusya ve A.B.D arasındaki en kısa mesafe Bering Boğazı’nde 4 km’den daha azdır.
Rusya’da her yıl alkol ile ilgili 500 bin civarı ölüm gerçekleşmektedir.

Rusya’nın tarihindeki en önemli liderlerden olan Stalin, Gürcü asıllıdır. Hatta Rusça konuşmayı bile 8 yaşındayken öğrenmiştir.

Osmanlı Tarihinde İlginç Yasaklar



1554 – Kahve ve kahvehane yasağı

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Türkiye’ye Halep ve Şam’dan gelen kahve, kısa sürede sosyal yaşamın bir parçası olmuş, ilk kahvehane 1554 yılında açılmıştır. Kahvehaneler giderek çoğalmış, insanların uğrak noktası olmuş, kahve önce ulema tarafından hoş karşılanmamış ve yasaklanmış ancak sonra payitahtın tanınmış uleması ve şeyhleri kahve müdavimlerini hoş görerek yasağı kaldırmıştı.
Dördüncü Murad zamanında tütün ve içkinin yasaklanmasının ardından “kahvehanelerde devlet aleyhine konuşmalar yapıldığı” düşünülerek tüm kahvehaneler kapatılmış ve faaliyetleri durdurulmuştu. Yasağa rağmen kahvehane açanlar bazı kişiler idam edildi. İkinci Mahmud döneminde, yeniçerilerin toplanma ve buluşma yeri olmaması için kahvehane yasağı bir süre daha sürdürülmüş ancak birkaç sene sonra bu yasak kaldırılmış ve tarihe karışmıştır…


Kadınların Eyüp’te kaymakçı dükkanına girme yasağı

6. yüzyılda özellikle Eyüp semtinde yer alan kaymakçılar büyük bir şöhrete sahipti. “Türbe ziyareti bahanesiyle bu kaymakçı dükkânına gelen bazı kadınların önceden anlaştıkları ve tanıştıkları erkeklerle buluştukları” yönünde bazı iddia ve şikâyetler üzerine bu durum Eyüp Kadısı tarafından hükûmete şikâyet edilmişti. Kısa bir süre sonra 1573 tarihli bir yasak geldi.Eyüp Kadısı’na gönderilen ferman şöyleydi:
“Kaymakçı dükkânlarına bazı nisa taifesi kaymak yemek bahanesiyle girip oturup namahremler cem’olup hilafı şer’ işleri vardır diye Müslümanların haber verdiklerini bildirmişsin; bu babda ihmal caiz değildir; kadınlar kaymakçı dükkânlarına gitmeyecektir, gelen kadınların dükkâna alınmamasını dükkân sahiplerine şiddetle tenbih et, tenbihini dinlemeyen ve dükkanına kadın müşteri alan dükkân sahibini muhkem cezaya çarptır.
© Copyright 2013TÜM GALERİLER

1580 – Kadınların, kayıklara erkeklerle binme yasağı

1580’den İkinci Abdülhamid döneminin sonlarına kadar süren bir yasaktı. Yasağın konulmasına “bazı kadınların kayıklarda, önceden anlaştıkları erkeklerle buluşması” sebep olarak gösterilmişti. Bazı kayıkçılar bu yasaklara uymadığında “erimdir dedim aldım” diyerek kendilerini savunurlar,
Üst yetkililerden kayıkçı kahyasına ve bostancıbaşıya sık sık uyarılar ve emirler gelirdi. Kadınların, Haliç ve Boğaziçi iskelelerine dolmuşa işleyen kayıklara bile erkekle binmesi yasaktı. Bu yasaktan sadece ihtiyar kadınlar, dolmuş şeklinde işleyen kayıklara binmeleri kısıtlamasıyla kısmen nasibini almıyordu.
Kayıkçılar kahyasına gönderilen fermandan birkaç satır:
“Bundan evvel de tenbih edilmişti; taze avretlerin levend taifesile kayığa girip gezmelerine mani ol ve bu hususu bütün kayıkçılara tekrar tekrar tenbih et.”

Çingenelere ata binme ve kısrak besleme yasağı

Çingenelerin yollara ve bellere inip fesat ve şenaat işledikleri sebep gösterilerek 1595 yılında Divanı Hümayun’dan İstanbul Kadısı tarafından Çingene subaşısına gönderilen fermana göre Çingene halkının büyük şehirlerde ata binmesi, atla dolaşması ve kısrak beslemesi yasaklanmış, bu yasak Rumeli bölgesinde de uygulanmıştır.Yasağın metni şöyledir:
“Çingene tayfasının ata binmesi ve kısrak beslemesi yasak edilmiş olup lazımgeldikçe eşeğe ve arabaya bineceklerdir; muhalif hareket edenler siyaset olunurlar. Ona göre tenbih ve ilan eyleyesiniz. Sene 933.”
Hamama giden gayrimüslimlere nalın giyme yasağı
Hamamlara giden, Osmanlı tarihinde “gayrimüslim” ve “zımmi” olarak tanımlanan Müslüman olmayan (Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani vb. gibi) Osmanlı yurttaşlarının, Müslümanlardan ayırt edilmesi için çıkartılan bir yasağa göre gayrimüslimlerin nalın giymesi yasaklanmış ve nalınsız gezmesi uygun görülmüştür.
Ancak Müslümanların da tercihen nalın giymeme ihtimali karşısında bu yasak zayıflayınca, fermana yeni ve garip bir madde eklenmiş, gayrimüslimlere verilecek peştemallara, alameti farika olarak birer demir halka takılması uygun görülmüştür

Arnavutlara hamam tellakı olma yasağı

Osmanlı’da Lale Devri’nin sonunu getiren meşhur 1730 Patrona Halil İsyanı’nın lideri olan Horpeşteli Arnavut Halil, Bayezid hamamında çalışan bir tellak olduğu için, olası yeni bir isyanı önlemek adına, o tarihlere kadar İstanbul hamamlarının tamamında tellaklık görevi yapan Arnavutların, artık tellak olmaması yönünde bir yasak yürürlüğe girmiştir.Konaklardan yalılara, yalılardan konaklara taşınma yasağı
Üçüncü Selim döneminde ortaya çıkan bu yasak, Tanzimat dönemine kadar yürürlükte kalmıştır.
Yazın, kendi mülkü olan veya kira ile tuttukları yalılara canlarının istediği zaman taşınamazlar ve mevsim sonu, keza canlarının istediği zaman şehirdeki konaklarına dönemezlerdi. Hükûmet, herkesin, o yazı, Boğaziçi’nin hangi köyünde veya Haliç’in hangi tarafında oturacağını önceden öğrenir, o yılın havalarına göre, nihayet bir gün yalılara göç müsaadesi çıkardı.

Evlerde yemek çeşidi yasağı

1821’de Nişancı Halet Efendi’nin girişimiyle İkinci Mahmud tarafından uygulamaya konulan bu yasağın çıkış nedeni israf olarak gösterilmişti. Gerekçe olarak ise devlet erkanının eğlencelerini, ayrıca konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen olarak gösterilmişti. Gerekçe olarak ise devlet erkanının eğlencelerini, ayrıca konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen dondurmalarla ve meyvelerle donatılan ve Osmanlı aşçılarının hünerlerinin ortaya konulduğu sofraları göstermiştir.

Bu yasağın kısaltılmış yazılı sureti şu şekildedir:
“…İsraf günahtır, bundan böyle evlerde nihayet beş türlüden yedi türlüye kadar yemek pişirilebilir, yedi türlüden fazla yemek pişirtilmeyecektir.

İstanbul’a bekâr erkeklerin girme yasağı

17. ve 18. yüzyıllarda İstanbul’da kefilsiz oturmak yasaktı. Ancak “İstanbul’a, Rumeli’den ve Anadolu’dan gelen bekâr erkeklerin, kaldıkları han ve odalarda fuhuş yaptıkları, şehirde kan döküp kavga ettikleri, askeri darbelerde silaha sarılıp çeşitli ayaklanmalara katıldıkları, kargaşa sırasında çarşı ve pazarları yağmaladıkları” yönündeki yaygın kanaat nedeniyle 1826’da çıkan ferman ile bekâr erkeklerin şehre girmesi yasaklanmıştır.
Kiliselerde çan çalma yasağı

Osmanlı döneminde kiliselerdeki çanlar kaldırtılmış,çan çalınması yasaklanmıştı. Bu yasak, 1856’ya kadar devam etmiş, bu tarihten sonra, kiliselere çan kuleleri yaptırılmış ve kiliselerde çan çalınmaya başlanmıştır.
Ekstra: Bekçilere davul çalma ve kahvehanelerde oyun oynama yasağı

1821 yılının Ramazan ayında, geceleri bekçilerin davul çalması, mani ve türkü okuması, kahvehanelerde tavla, dama ve satranç vb. gibi oyunlar oynanması, meddahların hikâyeler anlatması yasaklandı.Bu yasağın sebebi aynı yıl İstanbul’da yaygınlaşan veba salgını için bir nevi önlem alma olarak gösterilmişti. Ancak Ramazan ayında 3 bine yakın İstanbullunun veba salgınından dolayı ölmesinin önüne geçilememişti…


Mısır Piramiti Hakkında İlginç Bilgiler

Mısır Piramitleri
PİRAMİTLERİN GİZEMİ* Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.
* Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)
* Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.
* Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.
* Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit’in içine bıirakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.
* Piramit’in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.
* Bitkiler Piramit’in içinde daha hızlı büyürler.
* Piramit’in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.
* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.
* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit’in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.
* Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.
* Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur.
* Büyük Piramitin açilari,Nil’in delta yöresini iki esit parçaya bölerler.
* Gize’deki üç piramit aralarinda bir Pitagor üçgeni olacak sekilde düzenlenmislerdir.Bu üçgenin kenarlarinin birbirlerine göre orani 3 e 5’dir.
* Büyük Piramitin tabininin yüzeyi,anitin yarisinin iki katina bölündügünde pi=3,14 sayisi elde edilir.
* Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü,piramit yüksekliginin k****ine esittir.
* Büyük Piramit,dünyanin kara kitlesinin merkezinde yer aliyor.
* Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek insa edilmistir.
* Piramit dev bir günes saatidir.Ekim ortasiyla Mart basi arasinda düsürdügü gölgeler mevsimleri ve yilin uzunlugunu gösterirler.Piramiti çeviren tas levhalarin uzunlugu bir günün gölge uzunluguna esittir.Bu gölgelerin tas levhalar üstinde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yilin uzunlugu yanlissiz olarak saptanabiliyordu.
* Büyük Piramit’le dünyanin merkezi arasindaki uzaklik,Kuzey kutbuyla arasindaki uzakliga esittir ve kuzey kutbuyla dünyanin merkezi arasindaki uzakliga esittir.
* Piramitin yüksekligiyle,çevresi arasindaki oran,bir dairenin yari çapiyla çevresi arasindaki oranin dengidir.Dört kenarlar dünyanin en büyük ve çarpici üçgenleridir.
* Gizde’den geçen boylam,dünyanin denizleriyle anakaralarini iki esit parçaya böler.Bu boylam ayrica,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluguna ölçümünde dogal sifir noktasini olusturur.
* Büyük piramitin tepesi Kuzey kutbunu,çevresi ekvatorun uzunlugunu temsil eder.Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.
*Gize piramitleri tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilmekte. Bunlar; Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleridir ve isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır.
*Gize piramitleri dünyanın en büyük piramitlerdir. Bunlarla birlikte ve Mısır’da yüzlerce irili ufaklı piramit mevcuttur. Gize piramitlerini diğerlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamış olmasıdır.
*Keops’un oğlu Kefren için yapılmış piramit 136 metre yüksekliğe sahip.
Kefren piramidinin dış yüzeyinde yer alan kaplamalar bugün sadece tepesinde görülebilmekte.
*Gize piramitlerinden İçi ziyaret edilebilen tek piramit olan Kefren piramidinin mezar odası.
*Piramitler ile ilgili çeşitli matematiksel bulgular arasında ilginç olanları şunlar: Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklasık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor. (149.504.000km)
*Piramitlerin üzerinden geçen meridyen karaları ve denizleri tam iki eşit parçaya bölüyor. Keops Piramidinin Taban cevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını veriyor.
*Piramitler hala yapımları esnasında ki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır.
*62 metre yüksekliği ile Gize Piramitleri içerisinde en küçüğü olan Mikerinos Piramidi Kefrenin oğlu için yaptırılmış.
*70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks 14.yy da Memluk’lar tarafindan top bataryalarına talim hedefi olarak kullanılmış ve ciddi biçimde zarar görmüş.
*M.Ö. 2520 yılında Keops’un oglu Kefren’in mezar kompleksi için yontulmuş. *Sfenks Mısır dilinde ‘SEZP-ANHE’ Yaşayan görüntü) anlamında. Tarih boyunca Sfenks Nil nehrine bakiyor ve nehir yoluyla gelenleri karşılıyordu.
Blogger tarafından desteklenmektedir.